“Kısaca, zihinsel geviş getirme olarak tanımlanan; olumsuz duygulanım ve majör depresyonla ilişkisi saptanan; insanlara problemlerinin nedenleri bakımından bir zihinsel farkındalık sağlarken onları çaresizlik ve pasifliğe itmesiyle bilinen kavram, hangi seçenekte yer almaktadır?
Cevabınız doğru değilse, kitabınızdaki Ruminasyon başlığını yeniden okuyunuz.
Duyguların en iyi ifade edilme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
Duyguların en iyi ifade edilmesi Yüz ifadesi ile ortaya konulmaktadır.
Koşullu uyaran ve koşullu tepki arasındaki bağı sağlamlaştırmak üzere koşulsuz ve koşullu uyaranların birlikte sunulmasına ne ad verilmektedir?
Koşulsuz ve koşullu uyaranların birlikte sunulmasına pekiştirme adı verilir.
Otokinetik etki, stroboskopik hareket ve fi fenomeni, hangi algılama biçiminin alt elemanlarıdır?
Hareket algısı, çevrede hareket eden uyarıcının varlığında gerçek hareket olarak deneyimlenir. Ancak algılayıcı, çevrede hareket eden bir uyarıcı olmaksızın da hareket algısı deneyimleyebilir. Dolayısıyla iki tür hareket algısından söz etmek mümkündür: Gerçek hareket ve Görünürde hareket. Üç tür görünürde hareket vardır: Otokinetik etki, stroboskopik hareket ve fi fenomeni.
Aşağıdakilerden hangisi Freud’un kişiliğin beş temel aşaması arasında yer almaz?
Freud, kişiliğin beş temel psikoseksüel aşamadan geçerek geliştiğini ileri sürmüştür. Bu aşamalar; oral, nal, fallik, latens ve genital dönemlerdir.
Aşağıdakilerden hangisi koşullu tepkinin ortadan kalkma sürecine verilen addır?
Koşullu tepkinin ortadan kalkma sürecine sönme denir.
Davranış potansiyelinde yaşantı sonucu ortaya çıkan görece kalıcı değişiklikler aşağıdakilerden hangisini tanımlar?
Üzerinde tam olarak uzlaşılmış tek bir tanımı olmamakla birlikte öğrenme, davranış potansiyelinde yaşantı sonucu ortaya çıkan görece kalıcı değişikliğe verilen isimdir. Davranış ile kastedilen insanın her türlü etkinlikleridir. Ancak doğuştan gelen refleksler, içgüdüsel tepkiler, uyku durumu, yorgunluk, koma durumu, kimi ilaçlar ve içkilerin etkisi altındaki davranış değişiklikleri öğrenme olarak kabul edilmez. Bu nedenle öğrenmede sözü edilen davranış genellikle bireyin bilinçli tepkilerini hedef almaktadır.
Her davranışın beynin, sinir sisteminin, endokrin sisteminin ve genlerin bir etkinliği sonucu oluştuğu ilkesi üzerine temellendirilen psikoloji bilimi bakış açısı aşağıdakilerden hangisidir?
Biyolojik bakış açısı, her davranış beynin, sinir sisteminin, endokrin sisteminin ve genlerin bir etkinliği sonucu oluştuğu ilkesi üzerine temellendirilmiştir. Bu nedenle biyolojik bakış açısına sahip psikologlar, psikolojik ve sosyal konuların anlaşılmasının biyokimyasal süreçlerin bilinmesi ile mümkün olabileceğini belirtmektedirler.
Skinner’a göre aşağıdakilerden hangisi herhangi bir davranışın olası sonuçlarından birisi değildir?
Bir davranış, canlı üzerindeki etkisine bağlı olarak işlem görmektedir. Bu doğrultuda davranışın dört olası sonucu olabilir: 1. Olumlu pekiştirme: Davranış yapılır, ortaya olumlu bir durum çıkar. Bu davranışın tekrar olasılığını arttırır. Çocuğun harçlığının arttırılması olumlu pekiştirmedir. Bu sonucu getiren davranış yine yapılacaktır. 2. Olumsuz pekiştirme: Davranış yapılır, olumsuz durum ortadan kalkar. Böylece davranışın tekrar olasılığı artar. Diş çektiren kişi olumsuz durumdan kurtulur. Dişi ağrıdığında yine dişçiye gider. 3. I. Tip ceza: Davranış yapılır, olumsuz durum ortaya çıkar, davranışın tekrar olasılığı azalır. Çocuğun yanlış bir davranışı için odasına hapsedilmesi böyle bir durumdur. 4. II. Tip Ceza: Davranış yapılır, olumlu durum ortadan kalkar, davranışın tekrar olasılığı azalır. Bir davranışından sonra artmış olan harçlığının yeniden kesilmesi buna örnektir.
Kalabalık bir ortamda, pek çok sesin arasında çocuğunun sesini kolayca ayırt eden bir annenin durumu, algılamadaki hangi etki ile açıklanabilir?
Güdülerle birlikte beklenti, değer ve ilgiler gibi diğer kişisel özellikler, kişinin algısını seçici bir biçimde düzenler. Dikkat adı da verilen seçici algı, kısmen psiko-sosyal faktörlerin etkisi altında iş görür. Son derece karmaşık bir dünyada uyarıcı bombardımanına tutulmuş gibi görünen algılayıcı, gerçekte bir karışıklık yaşamadan çoğu kez bu psiko-sosyal faktörlerin rehberliğinde hangi uyarıcıları algısal sisteme dâhil edeceğine, hangilerini göz ardı edeceğine veya bir uyarıcıya ne kadar vakit ayıracağına kolayca karar verebilir.