Hukuksal işlemin hüküm ve sonuçları gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kuşkulu olan bir olaya bağlanmış ise koşula bağlı işlemden söz edilir. Her işlem koşula bağlanamaz. O yüzden, koşulun etkisini gösterebilmesi için işlem koşula bağlanabilir bir işlem olmalıdır. Bu anlamda dönme, fesih, seçim hakkı gibi yenilik doğuran hakların kullanılması koşula bağlanamaz.Koşul çeşitli noktalardan hareketle ayrımlara tabi tutulabilmektedir. Örneğin iradi, tesadüfi, karma koşul, erteleyici koşul ve bozucu koşul vs. Koşul, hukuka ve ahlâka aykırı olmamalıdır. Koşul imkânsız da olmamalıdır. Bir kimseye Güneş’e gidip dönmesi koşuluyla bağışlama sözü verilmişse bu koşul imkânsızdır.
Geçersizlik sebebinin sözleşmenin tümüne değil, sözleşmenin bazı hükümlerine ilişkin olduğu durumları ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Geçersizlik sebebinin sözleşmenin tümüne değil, sözleşmenin bazı hükümlerine ilişkin olduğu durumlarda TBK 27/II hükmü, kural olarak geçersizlik sebebinin bulunduğu hükümlerin geçersiz sayılacağını, sözleşmenin diğer kısmının geçerli olacağı esasını kabul etmiştir.
Aynı anda ifa söz konusuysa taraflardan biri kendi borcunu ifa etmedikçe ya da etmeyi teklif etmedikçe diğerinden alacağını talep ederse karşı tarafın bu talebi yerine getirmekten kaçınma hakkı vardır. Bu hakka ne ad verilir?
Aynı anda ifa söz konusuysa taraflardan biri kendi borcunu ifa etmedikçe ya da etmeyi teklif etmedikçe diğerinden alacağını talep ederse karşı tarafın bu talebi yerine getirmekten kaçınma hakkı vardır. Buna ödemezlik def’i denilmektedir.
Aşağıdakilerden hangisi borç ilişkisinden doğan münferit borcu sona erdiren sebeplerden biri değildir?
Sözleşmeyi sona erdirme (ikale) sözleşmesi, dönme, fesih ve geri alma gibi sözleşmesel borç ilişkilerini sona erdirme olanaklarından ifa, ibra, yenileme, takas,alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi, kusursuz ifa imkânsızlığı gibi münferitborcu sona erdiren sebeplerden söz edilebilir.
Siparişi verilen bir cep telefonunun teslim edilmesi süresi boyunca müşterinin yükümlü olduğu bor aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
Bölünemez borç, yasaya veya tarafların iradelerine göre ya da niteliğigereği bölümlere ayrılarak ifası mümkün olmayan borcu ifade eder. Borç bu nitelikte ve borçlu sayısı birden çok ise borçlulardan her biri borcun tamamından sorumludur. Böylelikle borçlulardan her biri ancak tüm borcu ifa etmekle borçtan kurtulabilirler (TBK 85/II). Bu takdirde, durum aksini gerektirmedikçe ifada bulunan borçlu alacaklıya halef olur ve diğer borçlulara payları oranında rücu edebilir. B,C ve E seçenekleri eş anlamlıdır.
Haksız fiil sorumluluğu, ne zamandan başlayarak on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrar?
Haksız fiil sorumluluğu, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her durumda haksız fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrar.
Garanti sözleşmesi ve bunun bir görünümü olan banka teminat mektupları, nitelik itibarıyla aşağıdaki kavramlardan hangisinin kapsamında değerlendirilebilir?
Hukukumuzda henüz yasal bir tipe dönüştürülmemiş olan bir tür kişisel güvence sağlayan garanti sözleşmesi -ve bunun bir görünüm biçimi olup uygulamada sıklıkla karşılaşılan banka teminat mektubu- üçüncü kişinin fiilini üstlenme niteliğinde görülmektedir. Doğru cevap A'dır.
Alacaklı ile borçlu arasında kurulan ve amacı borçluyu ifası mümkün borcundantam ya da kısmen kurtarmak olan sözleşmeye ne ad verilir?
Tanımı verilen ve borcu sona erdiren sözleşme türü ibradır.
Sözleşme konusunun başlangıçta objektif olarak imkansız olması durumunda aşağıdakilerden hangisi söz konusu olur?
Sözleşme konusunun başlangıçtan itibaren objektif olarak imkansız olması halinde bu sözleşme kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olur.
Bir borcun doğumundan sonra ifası için bir zaman noktası belirlenmişse buna ne ad verilir?
Bir borcun doğumundan sonra ifası için bir zaman noktası belirlenmesine vade denir.
Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Borçlunun devir anlaşmasında taraf sıfatıya da diğer herhangi bir rolü yoktur. Bu nedenle, devreden ve devralanın karşılıklıve birbirine uygun irade beyanlarının varlığı yeterlidir. Bir de borçlunun devrerıza göstermesi aranmaz (TBK 183/I). Belirtelim ki alacak yasal ya da yargısalolarak devredilmiş ise devreden alacaklının da rızası aranmaz