A şıkkı , evet ben öğrenciyim Diğerlerinin hepsi Salı günü vaktim var çalışabilir miyiz sorularının cevabı olabilir.
Was bedeutet „Gern geschehen“ auf Türkisch?
„gern geschehen“ ifadesi Türkçe’de ne anlama gelir?
„gern geschehen“ ifadesi Türkçe’de „bir şey değil“gelir.
Gönül möchte Kekse backen, aber sie hat ..... Milch, deshalb muss sie jetzt einkaufen gehen.
die artikelinin olumsuz belirsizi "keine"dir.
Finden Sie die richtige Übersetzung - Doğru çeviriyi işaretleyin?
“Meine Wohnung ist einem Altbau in Zentrum. Das ist praktisch, aber teuer. In der Naehe sind viele Geschaefte, Cafes und Restaurants.”
İkamet ettiğim ev şehir merkezinde eski bir bina. Bu ev çok kullanışlı ama pahalıya geliyor. Yakınlarında birçok mağaza ve kafe var.
Aşağıdaki şıklardan hangisinde "düşünce hürriyetini oluşturan üç temel öğe" doğru verilmiştir.
Düşünce (ifade) hürriyeti teorik olarak, düşüncelere ve bilgilere ulaşma, (haber alma, bilgiedinme) düşüncelerinden ötürü kınanmama (kanaat hürriyeti) ve düşüncelerini açıklama,yayma ve başkalarına aşılama (ifade hürriyeti) gibi üç temel ögeden oluşur. Düşüncehürriyeti ve din ve vicdan hürriyeti ile düşüncelerin açıklanması ve yayılması hürriyetiuluslararası, bölgesel ve ulusal insan hakları hukuku metinlerinde ayrı ayrı maddelerdedüzenlenmiştir. 1982 Anayasası’nda da uluslararası ve belgesel metinlerde olduğu gibi,din ve vicdan hürriyeti 24, Düşünce ve kanaat hürriyeti 25, düşünceyi açıklama ve yaymahürriyeti ise 26. maddelerde düzenlenmiştir
Aşağıdakilerden hangisi haberleşme hürriyetine müdahale edilebilmesi için gereken durumlardan biri değildir?
AY m. 22/2’de de haberleşme hürriyetine, ancak milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı ile ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yine bu sebeplere bağlı olarak kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri ile müdahalede bulunulabileceği; kararın yetkili merci tarafından verilmesi hâlinde yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulması ve hâkimin de kararını kırk sekiz saat içinde açıklaması gerektiği; aksi hâlde verilen kararın kendiliğinden kalkacağı (m.22/2) hükme bağlanmıştır.
Sie ist sehr billig
'Reisen' seyahat etmek demektir burada 'nasıl seyahat edersiniz?' sorusunun cevabi D şıkkında verilmiştir.
Welche Antwort passt zur gestellten Frage? Hangi cümle sorunun cevabı niteliğindedir?
“Musst du in deiner Familie die Spülmaschine ausräumen?”
Sorunun cevabı, evet bunu iki haftada bir yaparım anlamında olan “Ja, das mache ich jede zweite Woche”dır.
Hasta doktora gittiğinde doktorun hastaya soracağı ilk soru "Was möchten Sie?", ne istiyorsunuz, "Brauchen Sie Medikamente?" ilaca ihtiyacınız var mı?", "Haben Sie etwas neues?" yeni bir şeyiniz var mı?, "Woher kommen Sie?" nereden geliyorsunuz şeklinde olmaz. Bir doktorun hastasına soracağı ilk soru "Was fehlt Ihnen?" şikayetiniz nedir? olacaktır. Doğru cevap A'dır.
Aşağıdakilerden hangisi Avrupa’daki insan haklarının yargısal nitelikteki koruma usullerindendir?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargısal nitelikteki koruma usullerindendir.
Das Wort "Restaurant" vervollstandigt den Satz sinnvoll.
Ich habe ………….. Schwester. Ich habe einen Bruder.
Welches Wort passt in die obige Lücke.
Verilen cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Sorumuzun ikinci cümlesinde “ Bir erkek kardeşim var” ifadesi yer almakta. Bu durumda birinci cümlede geçen “Schwester” isminin olumsuzlaştırılması gerekiyor. “Schwester” ismi “die” tanımlığını alır. Belirli tanımlık olan “die” belirsiz tanımlık olarak “eine” olur. “Ein, eine” belirsiz tanımlıkların olumsuz şekli “kein, keine” dir. Olumsuz halde ein sözcüğü kein, eine sözcüğü keine olur. Kein, keine Türkçeye (değil) veya cümlenin fiiline eklenen bir olumsuzluk takısı yardımı ile çevrilir.
Aşağıdakilerden hangisi oğrudan doğruya Batılı devletlerin baskısı ile yapılan ve Müslüman ile Hıristiyan tebaa arasında eşitlik getirmiştir?
Doğrudan doğruya Batılı devletlerin baskısı ile yapılan ve Müslüman ile Hıristiyan tebaa arasında eşitlik getiren 1856 tarihli Islahat Fermanı ile, artık din ve mezhep farkı kalkmış, bütün Osmanlılar eşit duruma getirilmiştir.