Aşağıdaki durumlardan hangisinde kesin hükümsüzlük hali bulunmamaktadır?
Yasal temsilcisinin izin veya icazeti olmaksızın küçükle sözleşme yapılmasında, kesin hükümsüzlük hali bulunmamaktadır
Hukuksal işlemin hüküm ve sonuçları gelecekte gerçekleşmesi kesin olan bir olaya bağlanmışsa aşağıdakilerden hangisi söz konusu olur?
Hukuksal işlemin hüküm ve sonuçları gelecekte gerçekleşmesi kesin olan bir olaya bağlanmış ise vadeye bağlı işlemden söz edilir.
Borca katılma ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Borca katılabilmek için borcun kaynağının ne olduğu önemsizdir. Sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden ya da vekâletsiz iş görmeden doğan bir borca katılmak mümkünüdür.
Aşağıdakilerden hangisi açıklama yanılma halleri dışında kalan bir ifadedir?
TBK 31’de düzenlenen açıklamada yanılma hâlleri şunlardır: Sözleşmenin Niteliğinde Yanılma, Sözleşmenin Konusunda Yanılma, Kişide (Tarafta) Yanılma, Sözleşme Yapılırken Dikkate Alınan Kişide Yanılma, Miktarda Yanılma.
A ile B sigorta şirketi arasında yapılan hayat sigortası sözleşmesinde A’nın ölümü halinde sigorta ödencesinin eşi E’ye ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu olay örgüsü kapsamında gündeme gelen hukuki kurum aşağıdakilerden hangisidir?
Bu örnekte, sözleşme tarafları A ile B’dir. E ise borçlu B’nin borçlandığı edimden yararlanması kararlaştırılmış olan üçüncü kişidir . Dolayısıyla burada üçüncü kişi yararına sözleşme söz konusu olmaktadır. Bu gibi ilişkilerde ise borçlu, üçüncü kişiye ifaya yetkili ve hatta kimi zaman yükümlüdür. En yaygın örneğini sigorta sözleşmelerinin oluşturduğu bu tip sözleşmelerde üçüncü kişiye ifa, alacaklıya ifa değildir ama ifa ile borç sona erer.
Aşağıdakilerden hangisi temsilcinin özel olarak yetkilendirilmesini gerektiren işlemlerden biri değildir?
B, C, D ve E şıklarında yer verilen durumlar temsilcinin özel olarak yetkilendirilmesini gerektiren işlemlerdendir. Ancak, tüketim ödüncü sözleşmesi yapma, temsilcinin özel olarak yetkilendirilmesini gerektiren işlemlerden biri değildir.
Trafik kurallarına uygun olarak bir kavşak noktasında ilerlemekte olan A’nın kullandığı arabaya, trafik kurallarını ihlal eden B’nin kullandığı kamyonet ile yine trafik kurallarını ihlal eden C’nin kullandığı traktörün aynı anda çarpması sonucunda hem A’nın aracında ağır bir hasar meydana gelmiş hem de A ağır bir şekilde yaralanmıştır. Hukuk mahkemelerinde görülen davada ilgili kaza olayı sonucu A’nın şahsında gerçekleşen zarara karşılık olarak 400.000 TL haksız fiil tazminatına hükmedilmiş ve mahkemenin verdiği kararda B ile C’nin bu haksız fiilin meydana gelmesinde, sırasıyla 3/4 ile 1/4 oranında kusurlu oldukları belirtilmiştir.
Yukarıdaki olayda B ve C’nin sorumlu oldukları borcun niteliği aşağıdakilerden hangisidir?
Müteselsil borcun kaynağı kanun, taraf iradeleri ya da yargı kararı olabilir. Yasal teselsül olarak da adlandırılan yasada açıkça müteselsil borç ilişkisi doğduğu öngörülen bu durumlardan biri de sözleşme dışı sorumluluk doğuran bir olayda zarardan birden fazla kişinin sorumlu tutulmasıdır. Haksız fiil tazminatından birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarında içerisinde bulunduğu bu gibi hallerde müteselsil borçluluk söz konusu olur (TBK 61-62). Olayımızda da birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilen haksız fiil sonucunda hükmedilen 400.000 TL tazminat, müteselsil borç niteliğindedir. A, borçlular içerisinden seçeceği birisinden veya her ikisinden birden, bu tazminatın bir kısmını veya tamamını isteyebilir. Örneğin, tazminatın tamamını talep ettiği borçlu B, bu borcun 3/4’ünden sorumlu olduğu gerekçesiyle bu talebi geri çeviremez. Mahkeme kararında belirtilen B ve C’nin kusur oranları sadece borçlular arasındaki ilişkide geçerlidir. İfada bulunan borçlu ya da borçlular alacaklıya halef olur ve her biri kendi payını aşan kısmı diğer borçlulara payları oranında rücu edebilir (TBK 167/II).Mahkemenin belirlediği kusur oranı da işte bu rücu aşamasında devreye girecektir.
Aşağıdakilerden hangisi, borcu sona erdirmeyen fakat ileri sürüldüğünde talep ve dava edilebilirliği sürekli olarak engelleyen bir sebep olarak değerlendirilebilir?
Zamanaşımı, borcu sona erdirmemekte fakat ileri sürüldüğünde talep ve dava edilebilirliğini sürekli olarak engelleme imkanını borçluya tanımaktadır. Doğru cevap C'dir.
Paranın değeri kaybolmadan ifa edilmesi için kimi zaman sözleşmelerde değer koruma kayıtlarına yer verilir. Bunun nedeni aşağıdakilerden hangisi ile ilgili olabilir?
Para borçlarında, borçlanılan belirli bir değerdir. Yani para, kural olarak, bireysel özellikleri (seri numarası) belirlenerek, böylelikle parça olarak borçlanılmaz. O yüzden para, esas olarak, karşılığını oluşturduğu mal ya da hizmet için biçilen bir değeri ifade eder. Böyle olunca, açıkça kararlaştırılmış olmadıkça, T100 değerindeki bir kitabı satın alırken borçlanılan, seri numarası belirli T100’lik bir kâğıt para (banknot) olmadığı gibi sadece T100’lik bir kâğıt para ile ödeme de borçlanılmış olmaz. Borçlu, değer itibarıyla borcunu karşılayan kâğıt ve/veya madenî paralarla T100 ödemeyi borçlanmış olur. Para borçlarının, paranın değeri kaybolmadan ifa edilmesi önemlidir. Ne var ki bu her zaman mümkün olmaz. Bundan dolayı, sözleşmelerde paranın değerini koruma amacıyla çeşitli araçlara yer verilir. Bunlara değer koruma kayıtları denilmektedir. Bunlar altın kaydı, endeks kaydı, döviz kaydı olarak karşımıza çıkabilmektedir.
İfa kavramına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru değildir?
A, B, C ve E şıklarında yer alan tüm ifadeler ifa kavramına ilişkin doğru bilgilerdir. Ancak, D şıkkında yer alan ifadenin aksine doğru zamanda ifa, borcun muaccel olduğu zamanda ifası anlamına gelir. Bu yüzden D’de yer alan ifade, ifa kavramına ilişkin doğru bir ifade değildir.
A,B ve C’nin alacaklı, D’nin de borçlu olduğu bir hukuki işlem için gerçekleşecek;
Alacaklıların alacağı ancak birlikte isteyebildikleri ve borçlunun da borcundan ancak alacaklıların tümüne ifada bulunarak kurtulabildiği
Alacaklıların her birinin aynı alacağın kendisine ait belirli bir payını diğerlerinden bağımsız olarak isteme hakkına sahip oldukları
Alacaklıların her birine borçludan diğer alacaklılardan bağımsız olarak tüm alacağı isteme yetkisinin; borçluya ise alacaklılardan herhangi birine yapacağı ifayla borçtan kurtulma yetkisinin verildiği olasılıklarda sırasıyla aşağıdakilerden hangisi söz konusudur?
Birlikte alacaklılar alacağı ancak birlikte isteyebiliyorlar ve borçlu da borcundan ancak alacaklıların tümüne ifada bulunarak kurtulabiliyorsa el birliğiyle alacak vardır. Alacaklılar diğerlerinden bağımsız olarak bir başına, alacakta tasarruf edemezler. Alacaklıların her birinin bir ve aynı alacağın belirli bir payını diğerlerinden bağımsız olarak isteme hakkına sahip olduğu durumlarda kısmi alacak söz konusu olur. Bu durumda, borçlu alacaklılardan her birine kendi payını vermek zorundadır. Borçlu, borcundan ancak tüm kısmi alacakları ifa etmişse kurtulmuş olur. Bölünebilir bir alacakta, alacaklıların her birine borçludan diğer alacaklılardan bağımsız olarak alacağı isteme yetkisi; borçluya da alacaklılardan herhangi birine yapacağı ifayla borçtan kurtulma yetkisi verilmiş ise müteselsil alacak söz konusu olur.