Borç ifa edilmiş olsaydı, alacaklının elde etmiş olacağı maddi kazancın sağlanamamış olmasından doğan zarar, hangi zarardır?
Alacaklının ifadan beklemeye haklı olduğu menfaatlerinin kaybını ifade etmektedir. Öz olarak olumlu zarar, yukarıdan beri anıldığı her durumda, bu anlama sahiptir. Böylelikle alacaklının ifadan beklediği menfaatin ihlal edilmesi yüzünden uğradığı zararları olarak, borçlu borca aykırı davranmış, burada borçlunun temerrüdüne düşmüş olmasaydı uğramayacağını iddia ve ispat ettiği zararlardır (TBK 125/II).
Aşağıdakilerden hangisi yenilemenin koşullarından değildir?
Yenileme sebebe bağlı (illî) bir tasarruf işlemidir. Bu yüzdendir ki taraflar arasındaki açık bir yenileme anlaşması ile yenileme için, eski borcun geçerli olması gerekir. Eğer eski borç geçersiz ise yenilemeyle yeni bir borç yaratılmaz.
Bazı durumlarda alacaklının belirsizliğinden söz edilir. Aşağıdakilerden hangisi bu durumların dışında kalmaktadır?
Alacaklının ölmüş, mirasçılarının belirsiz olması ya da alacağın devredilmiş olması ve devreden ile alan arasında uyuşmazlık ortaya çıkmış olması (TBK 187) gibi durumlarda alacaklının belirsizliğinden söz edilir.
Para borçlarında ifa konusunda öne çıkan hususlar aşağıdakilerden hangisi ya da hangileridir?
I. Para borcunun ifası, kural olarak, ülke para birimi ile gerçekleştirilir.
II. Para borçlarının, paranın değeri kaybolmadan ifa edilmesi önemlidir
III. Para borçlarında, borçlanılan belirli bir değerdir
IV. Para kural olarak seri numarası üzerinden borçlanılmış olur.
Açıkça kararlaştırılmış olmadıkça, T100 değerindeki bir kitabı satın alırken borçlanılan, seri numarası belirli T100’lik bir kâğıt para (banknot) olmadığı gibi sadece T100’lik bir kâğıt para ile ödeme de borçlanılmış olmaz. Borçlu, değer itibarıyla borcunu karşılayan kâğıt ve/veya madenî paralarla T100 ödemeyi borçlanmış olur. Açıklamalar doğrultusunda IV numara yanlış, I-II-III ise doğrudur.
İbra ile ilgili verilen aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
İbra yolu ile borcun ortadan kaldırılması için taraflar bu konuda bir sözleşme yapmalıdırlar. Alacaklının tek taraflı iradesi ile borcu ibra etmesi mümkün değildir.
Aşağıdaki durumlardan hangisinde işlenen fiil, hukuka aykırı olarak değerlendirilebilir?
Kişinin kendi iradesiyle kendisinin öldürülmesine izin verildiği ötenazi halinde işlenen fiil, hukuka aykırı olarak değerlendirilebilir
Bir borç ilişkisinden doğan münferit bir alacak hakkının borçlunun rızası aranmaksızın üçüncü bir kişiye kazandırılmasına ne ad verilir?
Bir borç ilişkisinden doğan münferit bir alacak hakkının borçlunun rızası aranmaksızın üçüncü bir kişiye kazandırılmasına alacağın devri denilmektedir. Diğer anlatımla, alacağın devri, bir borç ilişkisinde borçlu ve alacak değişmeksizin, sadece alacaklının değişmesidir.
Birlikte alacaklılar alacağı ancak birlikte isteyebiliyorlar ve borçlu da borcundan ancak alacaklıların tümüne ifada bulunarak kurtulabiliyorsa bu duruma ne denir?
Birlikte alacaklılar alacağı ancak birlikte isteyebiliyorlar ve borçlu da borcundan ancak alacaklıların tümüne ifada bulunarak kurtulabiliyorsa el birliğiyle alacak vardır. Alacaklılar diğerlerinden bağımsız olarak bir başına, alacakta tasarruf edemezler.
Aşağıdakilerden hangisi para borçlarında temerrüt hâlinde alacaklının temerrüt faizi ile karşılanamayan zararının karşılığını teşkil eder?
Munzam (aşkın) zarar, para borçlarında temerrüt hâlinde alacaklının temerrüt faizi ile karşılanamayan zararının karşılığını teşkil eder.
Yukarıdaki olayları borç ilişkisinin üçüncü kişilere etkisi açısından aşağıdaki şıklardan hangisi doğru bir şekilde değerlendirmiştir?
Asıl olan borcun alacaklıya ifası ise de üçüncü kişi yararına sözleşme denilen ilişkiler de vardır. Bu gibi ilişkilerde ise borçlu, üçüncü kişiye ifaya yetkili ve hatta kimi zaman yükümlüdür. En yaygın örneğini sigorta sözleşmelerinin oluşturduğu bu tip sözleşmelerde üçüncü kişiye ifa, alacaklıya ifa değildir ama ifa ile borç sona erer. Üçüncü kişi yararına sözleşmede de borçlu ve alacaklı sözleşmenin taraflarıdır. Yalnız bu sözleşmede borçlunun borçlandığı edim, sözleşmeye taraf olmayan üçüncü kişiye ifa edilmektedir. Üçüncü kişi, alacaklının ifayı kabul yardımcısı olmadığı gibi temsilcisi de değildir. Tersine sözleşmeye taraf olarak alacaklı görünen kişi de üçüncü kişinin ifa yardımcısı ya da temsilcisi sayılmaz. Üçüncü kişi yararına sözleşme (kayıt ya da şart), sözleşmenin sağladığı alacak hakkından üçüncü kişinin yararlanma tarzı bakımından ikili bir ayırıma tabi tutulur. Kural olan gerçek olmayan (eksik) üçüncü kişi yararına sözleşmedir. Üçüncü kişi, alacak üzerinde genel olarak tasarruf yetkisi, özel olarak da borcun ifasını doğrudan borçludan isteme hakkı sahibi değildir. Sözleşmenin bu görünümünde, üçüncü kişiye, sadece borçlanılan yarardan yararlanıcı, yararı (alacağı) kabule yetkili kişi konumu sağlanmaktadır.Birinci olayda da yararına sözleşme yapılan üçüncü kişi ifayı talep edemediği için eksik üçüncü kişi yararına sözleşme söz konusudur. İkinci görünüm biçiminde ise durum daha farklıdır. Bir sözleşmeden doğan alacağın doğrudan doğruya borçludan ifasını isteme yetkisini (doğrudan talep hakkını) üçüncü kişiye veren anlaşmaya, gerçek (tam) üçüncü kişi yararına sözleşme denilmektedir (TBK 129/II). Üçüncü kişi tarafından ifa istemi borçluya bildirilinceye değin alacaklı alacak üzerindeki tasarruf hakkını yitirmez. Dolayısıyla, alacaklı borçludan borcun üçüncü kişi yerine kendisine ifa edilmesini isteyebilir, üçüncü kişiyi değiştirebilir, borçluyu ibra edebilir, borcun nitelik ve kapsamını değiştirebilir. Ne zaman üçüncü kişi tarafından borçludan borcun ifası istenirse o andan itibaren alacaklının kendisine ifayı isteme, borçluyu ibra etme, üçüncü kişiyi, borcun nitelik ve kapsamını değiştirme hakkı ortadan kalkar (TBK 129/II, cüm. 2). İkinci olayda da bu durumlar söz konusu olduğu için tam üçüncü kişi yararına sözleşme mevcuttur. Üçüncü olayda ise üçüncü kişinin fiilini üstlenme söz konusudur.
Hayat sigortaları aşağıdakilerden hangisine örnek oluşturur?
Bir sözleşmeden doğanalacağın doğrudan doğruya borçludan ifasını isteme yetkisini (doğrudan talephakkını) üçüncü kişiye veren anlaşmaya, gerçek (tam) üçüncü kişi yararına sözleşme denilmektedir (TBK 129/II). Hayat, kaza, mali sorumluluk sigortaları gibiözel sigorta sözleşmeleri bunun için örnek oluşturmaktadır.
Borçluya tanınan bir ek süre aşağıdakilerden hangisi karşılık gelmektedir?
Mehil, borçluya tanınan bir ek süredir. Borçluya son bir ifa şansı tanıma anlamına gelmektedir.